Likya Hakkında Genel Bilgiler

Likyalılar, Anadolu’nun yerli uygarlıklarından biriydi. Yurtları, günümüzde Antalya ile Fethiye arasında yer alan ve Akdeniz kıyısındaki Teke Yarımadası’na karşılık gelmektedir. Likçe dili, Hint-Avrupa kökenli antik Anadolu dillerinden biridir, Hititçe ve Luvice ile yakın akrabalık göstermektedir. Likyalılar kendi dillerinde ülkelerine Trm̃mis, kendilerine ise Trm̃mili adını vermişlerdir. “Likya” adının genel olarak Grek kökenli olduğu kabul edilmekle birlikte, etimolojisi daha eski olabilir. Özellikle Hitit metinleri başta olmak üzere çeşitli antik kaynaklarda geçen Lukka ülkesinin uzun süredir Likya bölgesiyle ilişkilendirildiği bilinmektedir.

Arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları, Likya bölgesinde insan varlığının Paleolitik Dönem’e kadar uzandığını göstermektedir. Ancak bu web sayfasının temel odağını oluşturan anıtsal mimarinin ortaya çıkışı MÖ 6. yüzyılın ortalarında başlamaktadır. Yerli Likya kültürüne ait unsurlar, daha sonraki Helenistik ve Roma dönemlerinin anıtsal mimarisinde de varlığını sürdürmüştür.

Likya Birliği

Likya Birliği, MÖ 2. yüzyılın başlarında Likya kentleri tarafından ortak demokratik bir yönetim sistemi kurmak amacıyla oluşturulmuş federal bir yapıdır. Her kentten seçilen ve aralarında kadınların da olabildiği delegelerin katıldığı bir meclis, ortak meseleleri görüşmek ve karara bağlamak üzere toplanıyordu. Toplantılar düzenli aralıklarla farklı kentlerde yapılıyordu.

Birlik içinde oy hakkı, kentlerin büyüklüğü ve önemine göre belirlenmiş; mali katkılar da buna paralel şekilde düzenlenmiştir. Birliğin her dönem için kesin bir üye listesi bulunmamaktadır, çünkü yapı zaman içinde değişmiştir. Strabon’a göre MÖ 100 civarında Birlik 23 kentten oluşmaktaydı. En büyük altı kent—Ksanthos, Myra, Patara, Pınara, Tlos ve Olympos—üçer oy hakkına sahipti. Daha küçük kentler bir veya iki oy kullanırken, bazı küçük yerleşimler tek oy hakkını paylaşmaktaydı.

Daha sonraki kaynaklar üye sayısına ilişkin farklı bilgiler vermekte, bu da Birliğin zaman içinde değişen yapısını yansıtmaktadır. Örneğin MÖ 1. yüzyılda Olympos ve Phaselis, korsanlık faaliyetleriyle ilişkileri nedeniyle Birlikten ayrılmış (veya çıkarılmıştır). Daha önce üç oy hakkına sahip olan Olympos’un yerine Limyra getirilmiştir. Aynı dönemde Roma’nın Mithridates’e karşı kazandığı zaferin ardından Kibyra, Oinoanda, Bubon ve Balboura kentleri de her biri iki oy hakkıyla Birliğe dahil edilmiştir.

Üye kentlerin vatandaşları eşit yurttaşlık haklarına sahipti. Birlik yöneticileri ve memurları her yıl seçilir, Birlik başkanı olan Lykiarkh genellikle her yıl farklı bir kentten seçilirdi. Birlik meclisi kentler arası ortak konuları ele alırken, yerel işler kent meclisleri tarafından yürütülürdü.

Birliğin kendi sikkeleri vardı ve önemli kentler de sikke basma hakkını korumaktaydı. MS 43’te İmparator Claudius tarafından Likya’nın özerkliği kaldırılıncaya kadar, savaş, barış ve diğer devletlerle yapılan anlaşmalar Birlik meclisinde karara bağlanmaktaydı. Bu tarihten sonra Likya Roma eyaleti olmuş ve Birlik yalnızca iç idari işlerle sınırlı bir yapıya indirgenmiştir.

Likya Anıtsal Mezarları

Likya uygarlığından günümüze ulaşan en önemli anıtlar mezarlardır. Bölgede Arkaik Dönem’den itibaren çok çeşitli mezar yapıları gelişmiştir. Bunlar arasında en özgün Likya tipleri dikme mezarlar, kaya mezarları ve lahitlerdir.

Tek bir sütun tepesine yerleştirilen mezar odasından ibaret dikme mezarlar, Likya’daki en erken anıtsal mezar formunu temsil eder ve neredeyse tamamı Hanedanlık Dönemi’ne tarihlenir. Sayıları elliyi geçmez ve büyük bölümü orijinal formunu kaybetmiştir. En yoğun ve en iyi korunmuş örnekler Xanthos’ta bulunmaktadır.

Kaya mezarları da özellikle Hanedanlık Dönemi’nde yaygın olan bir diğer önemli mezar tipidir. En belirgin özellikleri, Likya’ya özgü ahşap mimariyi taklit eden cepheleridir. Dikme mezarlarda olduğu gibi, ahşap mimariyi taklit eden kaya mezarları daha çok Orta ve Batı Likya’da yoğunlaşır; Limyra, Myra ve Pınara nekropollerinde önemli örnekler görülür.

Lahitler ise üçüncü ana mezar tipidir ve Bizans Dönemi’ne kadar kullanımda kalmaları nedeniyle tüm Likya coğrafyasına yayılmıştır. En karakteristik özellikleri semerdam şeklinde tanımlanan sivri kemerli (gotik görünümlü) kapaklarıdır. Hyposorion veya podyum üzerinde yer alan çok sayıda anıtsal örnek bulunur; bazı lahitler ise dikme üzerine yerleştirilmiştir.

Bunların yanı sıra tapınak biçimli anıt mezarlar veya heroonlar da vardır. Xanthos Nereidler Anıtı, Telmessos Amyntas Mezarı, Limyra Perikle Heroonu ve Trysa Heroonu bu türün en önemli örnekleri arasında yer almaktadır.

Kaynaklar:
Behrwald, R. 2000. Der lykische Bund: Untersuchungen zu Geschichte und Verfassung, Bonn.
Çevik, N. 2021. Lykia Kitabı: Arkeolojisi, Tarihi ve Kültürüyle Batı Antalya, Türk Tarih Kurumu, Ankara.
Fellows, C. 1840. An Account of Discoveries of Lycia: Being a Journal Kept During a Second Excursion in Asia Minor, London.
İplikçioğlu, B. 2016. “Lycia as a Roman Province,” From Lukka to Lycia: The Land of Sarpedon and St. Nicholas, ed. H. İşkan ve E. Dündar, 60–67, İstanbul.
Gander, M. 2016. “Lukka, Lycians, Trmmili in Ancient Near Eastern Sources,” From Lukka to Lycia: The Land of Sarpedon and St. Nicholas, ed. H. İşkan ve E. Dündar, 80–98, İstanbul.
Schuler, C. 2016. “Lycia and the Lycian League in the Hellenistic Period (4th – 1st century BC),” From Lukka to Lycia: The Land of Sarpedon and St. Nicholas, ed. H. İşkan ve E. Dündar, 46–59, İstanbul.
Keen, A. 1998. Dynastic Lycia, Leiden.