Likyalılar, Anadolu’nun yerli uygarlıklarından biriydi. Yurtları, günümüzde Antalya ile Fethiye arasında yer alan ve Akdeniz kıyısındaki Teke Yarımadası’na karşılık gelmektedir. Likçe dili, Hint-Avrupa kökenli antik Anadolu dillerinden biridir, Hititçe ve Luvice ile yakın akrabalık göstermektedir. Likyalılar kendi dillerinde ülkelerine Trm̃mis, kendilerine ise Trm̃mili adını vermişlerdir. “Likya” adının genel olarak Grek kökenli olduğu kabul edilmekle birlikte, etimolojisi daha eski olabilir. Özellikle Hitit metinleri başta olmak üzere çeşitli antik kaynaklarda geçen Lukka ülkesinin uzun süredir Likya bölgesiyle ilişkilendirildiği bilinmektedir.
Arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları, Likya bölgesinde insan varlığının Paleolitik Dönem’e kadar uzandığını göstermektedir. Ancak bu web sayfasının temel odağını oluşturan anıtsal mimarinin ortaya çıkışı MÖ 6. yüzyılın ortalarında başlamaktadır. Yerli Likya kültürüne ait unsurlar, daha sonraki Helenistik ve Roma dönemlerinin anıtsal mimarisinde de varlığını sürdürmüştür.
- Hanedanlık (Beylikler) Dönemi: Likya’nın Klasik Dönemi olarak da adlandırılır ve MÖ 546 yılında Perslerin Anadolu’yu ele geçirmesiyle başlar. Bu dönemde Likya kentleri, Pers yönetimine vergi ödeyen yerel yöneticiler (dynastlar) tarafından idare edilmiştir. Kent yönetimi gelişmiş ve ilk sikkeler bu dönemde ortaya çıkmıştır. MÖ 5. yüzyılın ikinci yarısında—Yunanlar ile Persler arasındaki çatışmalar sırasında—Likya kentleri kısa süreliğine Delos Birliği’ne katılmıştır. Ancak bu dönem, Likya kentleri arasında güçlü bir siyasi birliğin bulunmadığı bir süreçtir. Dış baskıların yanı sıra yerel güçler arasındaki iç rekabetler de bunda önemli rol oynamıştır. MÖ 4. yüzyılın başlarında yaşanan iç çatışmaların ardından Limyra Beyi Perikle, Likya’nın büyük bölümünü kontrol altına almayı başarmış ve Pers egemenliğine kısa süreliğine son vermiştir. MÖ 366’da Büyük Satrap İsyanı’nın başlamasıyla Likya, isyancı satrapları desteklemiş; ancak bu taraf yenilgiye uğramıştır. MÖ 360 yılında Likya’nın yönetimi, isyan sırasında Pers kralını destekleyen Karya Satrapı Mausolos’a devredilmiştir.
- Helenistik Dönem: Kısa süreli Karya egemenliği, MÖ 334 yılında Büyük İskender’in Anadolu’yu fethetmesi ile sona ermiştir. İskender ve halefleri olan Ptolemaios ve Seleukos krallıkları döneminde Likya kentleri hanedanlık sistemini terk ederek Yunan polis yapısına benzer bir idari düzene geçmiştir. Kentler belirli ölçüde özerkliklerini korumakla birlikte, yönetim giderek beylik hanedanlarından kent meclislerine geçmiştir. Bu dönem, Roma’nın Anadolu’da hâkimiyet kurmasıyla sona ermiştir. Roma’nın MÖ 189’da Magnesia Savaşı’nda Seleukos Krallığı’nı yenmesinin ardından Likya, Seleukosları desteklediği için ceza olarak Rodos’a verilmiştir.
- Roma Dönemi: Roma ile gelişen diplomatik ilişkiler sayesinde Rodos’un Likya üzerindeki egemenliği kısa sürmüştür. MÖ 168/167 yıllarında Roma Senatosu Likya’ya Roma himayesinde özerklik tanımıştır. Likyalılar iç ve dış işlerinde önemli ölçüde bağımsız kalmışlardır. Likya Birliği’nin de bu dönemde kurulduğu genel olarak kabul edilmektedir. Likya’da meydana gelen ve bazı Roma vatandaşlarının ölümüne yol açan yerel karışıklıkların ardından İmparator Claudius, MS 43 yılında Likya’nın özerkliğini kaldırmış ve bölgeyi Roma eyaleti hâline getirmiştir.
Likya Birliği
Likya Birliği, MÖ 2. yüzyılın başlarında Likya kentleri tarafından ortak demokratik bir yönetim sistemi kurmak amacıyla oluşturulmuş federal bir yapıdır. Her kentten seçilen ve aralarında kadınların da olabildiği delegelerin katıldığı bir meclis, ortak meseleleri görüşmek ve karara bağlamak üzere toplanıyordu. Toplantılar düzenli aralıklarla farklı kentlerde yapılıyordu.
Birlik içinde oy hakkı, kentlerin büyüklüğü ve önemine göre belirlenmiş; mali katkılar da buna paralel şekilde düzenlenmiştir. Birliğin her dönem için kesin bir üye listesi bulunmamaktadır, çünkü yapı zaman içinde değişmiştir. Strabon’a göre MÖ 100 civarında Birlik 23 kentten oluşmaktaydı. En büyük altı kent—Ksanthos, Myra, Patara, Pınara, Tlos ve Olympos—üçer oy hakkına sahipti. Daha küçük kentler bir veya iki oy kullanırken, bazı küçük yerleşimler tek oy hakkını paylaşmaktaydı.
Daha sonraki kaynaklar üye sayısına ilişkin farklı bilgiler vermekte, bu da Birliğin zaman içinde değişen yapısını yansıtmaktadır. Örneğin MÖ 1. yüzyılda Olympos ve Phaselis, korsanlık faaliyetleriyle ilişkileri nedeniyle Birlikten ayrılmış (veya çıkarılmıştır). Daha önce üç oy hakkına sahip olan Olympos’un yerine Limyra getirilmiştir. Aynı dönemde Roma’nın Mithridates’e karşı kazandığı zaferin ardından Kibyra, Oinoanda, Bubon ve Balboura kentleri de her biri iki oy hakkıyla Birliğe dahil edilmiştir.
Üye kentlerin vatandaşları eşit yurttaşlık haklarına sahipti. Birlik yöneticileri ve memurları her yıl seçilir, Birlik başkanı olan Lykiarkh genellikle her yıl farklı bir kentten seçilirdi. Birlik meclisi kentler arası ortak konuları ele alırken, yerel işler kent meclisleri tarafından yürütülürdü.
Birliğin kendi sikkeleri vardı ve önemli kentler de sikke basma hakkını korumaktaydı. MS 43’te İmparator Claudius tarafından Likya’nın özerkliği kaldırılıncaya kadar, savaş, barış ve diğer devletlerle yapılan anlaşmalar Birlik meclisinde karara bağlanmaktaydı. Bu tarihten sonra Likya Roma eyaleti olmuş ve Birlik yalnızca iç idari işlerle sınırlı bir yapıya indirgenmiştir.
Likya Anıtsal Mezarları
Likya uygarlığından günümüze ulaşan en önemli anıtlar mezarlardır. Bölgede Arkaik Dönem’den itibaren çok çeşitli mezar yapıları gelişmiştir. Bunlar arasında en özgün Likya tipleri dikme mezarlar, kaya mezarları ve lahitlerdir.
Tek bir sütun tepesine yerleştirilen mezar odasından ibaret dikme mezarlar, Likya’daki en erken anıtsal mezar formunu temsil eder ve neredeyse tamamı Hanedanlık Dönemi’ne tarihlenir. Sayıları elliyi geçmez ve büyük bölümü orijinal formunu kaybetmiştir. En yoğun ve en iyi korunmuş örnekler Xanthos’ta bulunmaktadır.
Kaya mezarları da özellikle Hanedanlık Dönemi’nde yaygın olan bir diğer önemli mezar tipidir. En belirgin özellikleri, Likya’ya özgü ahşap mimariyi taklit eden cepheleridir. Dikme mezarlarda olduğu gibi, ahşap mimariyi taklit eden kaya mezarları daha çok Orta ve Batı Likya’da yoğunlaşır; Limyra, Myra ve Pınara nekropollerinde önemli örnekler görülür.
Lahitler ise üçüncü ana mezar tipidir ve Bizans Dönemi’ne kadar kullanımda kalmaları nedeniyle tüm Likya coğrafyasına yayılmıştır. En karakteristik özellikleri semerdam şeklinde tanımlanan sivri kemerli (gotik görünümlü) kapaklarıdır. Hyposorion veya podyum üzerinde yer alan çok sayıda anıtsal örnek bulunur; bazı lahitler ise dikme üzerine yerleştirilmiştir.
Bunların yanı sıra tapınak biçimli anıt mezarlar veya heroonlar da vardır. Xanthos Nereidler Anıtı, Telmessos Amyntas Mezarı, Limyra Perikle Heroonu ve Trysa Heroonu bu türün en önemli örnekleri arasında yer almaktadır.
Kaynaklar:
Behrwald, R. 2000. Der lykische Bund: Untersuchungen zu Geschichte und Verfassung, Bonn.
Çevik, N. 2021. Lykia Kitabı: Arkeolojisi, Tarihi ve Kültürüyle Batı Antalya, Türk Tarih Kurumu, Ankara.
Fellows, C. 1840. An Account of Discoveries of Lycia: Being a Journal Kept During a Second Excursion in Asia Minor, London.
İplikçioğlu, B. 2016. “Lycia as a Roman Province,” From Lukka to Lycia: The Land of Sarpedon and St. Nicholas, ed. H. İşkan ve E. Dündar, 60–67, İstanbul.
Gander, M. 2016. “Lukka, Lycians, Trmmili in Ancient Near Eastern Sources,” From Lukka to Lycia: The Land of Sarpedon and St. Nicholas, ed. H. İşkan ve E. Dündar, 80–98, İstanbul.
Schuler, C. 2016. “Lycia and the Lycian League in the Hellenistic Period (4th – 1st century BC),” From Lukka to Lycia: The Land of Sarpedon and St. Nicholas, ed. H. İşkan ve E. Dündar, 46–59, İstanbul.
Keen, A. 1998. Dynastic Lycia, Leiden.


