Antik Myra kenti, Antalya ilinin Demre ilçesi sınırları içinde yer almaktadır. Liman yerleşimi Andriake ise yaklaşık 5 km güneybatıda konumlanmıştır. Kentin Likçe adının Muri olduğu düşünülmekte olup, bu adın muhtemelen mür ağacından (commiphora myrrha) ve bu ağaçtan elde edilen mür yağı üretiminden türediği ileri sürülmektedir.
Strabon’a göre Myra, Likya Birliği’nin üç oy hakkına sahip altı büyük kentinden biriydi. Stratejik konumdaki Andriake limanı—Akdeniz ticaret yolları üzerindeki önemli bir merkez—ve çevresindeki verimli tarım alanları sayesinde Myra, zengin ve kalabalık bir metropol hâline gelmiştir. Bölgenin başlıca darphanelerinden biri olan kent, Geç Helenistik Dönem’de Tyberissos ve Teimiusa ile birlikte oluşturduğu sympoliteia‘ya liderlik etmiştir. Myra, Bizans Dönemi boyunca metropol statüsünü korumuş ve Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte Likya’nın en önemli siyasi merkezi hâline gelmiştir.
St. Paul’ün, 1. yüzyılda gerçekleştirdiği misyoner yolculukları sırasında Myra ve Patara’yı ziyaret ettiği kabul edilmektedir. Ancak kentin en büyük ününü, Patara doğumlu olmasına rağmen 4. yüzyılda Myra’da piskoposluk makamını kurarak Hristiyanlığın yayılmasına önemli katkılar sağlayan Aziz Nikolaos kazandırmıştır.
Myra ve Andriake’yi modern dönemde belgeleyen ilk gezgin, 1776–1794 yılları arasında Osmanlı topraklarına yaptığı seyahatler sırasında bölgeyi ziyaret eden Luigi Mayer’dir. İlk kapsamlı arkeolojik araştırmalar 1965–1968 yılları arasında Jürgen Borchhardt tarafından gerçekleştirilmiştir. Sistematik kazılar ise 2009 yılından itibaren Nevzat Çevik başkanlığında başlamıştır.
Myra kenti ve limanının oluşumu ve gerilemesi Myros (Demre) Çayı ile yakından ilişkilidir. Taşıdığı alüvyonların oluşturduğu verimli delta, antik Myra’nın gelişimini desteklemiş ve günümüz Demre’sini de beslemeye devam etmektedir. Ancak aynı alüvyonlaşma süreci zamanla kenti doldurmuş ve Andriake limanının girişini kapatarak terk edilmesine yol açmıştır. Günümüzde Demre, antik Myra’nın üzerinde yer alan 4–9 metre kalınlığında alüvyon dolgusu üzerinde bulunmaktadır.
Arkeolojik bulgular yerleşimin Hanedanlık Dönemi’ne kadar uzandığını göstermektedir. Akropolis, Myros Nehri’nin batısında, 140 metre yüksekliğinde bir tepe üzerinde yer almaktadır. Tepe zirvesi, Hanedanlık Dönemi’nden Bizans Dönemi’ne kadar izler taşıyan surlarla çevrilidir. Akropolis içinde yer alan yaklaşık 25 × 15 metrelik kaya oyma mekânın bir toplantı alanı olarak kullanılmış olabileceği düşünülmektedir.
Ova üzerindeki tüm yapılar Roma ve Bizans Dönemleri’ne tarihlenmektedir. Helenistik bir öncül üzerine inşa edilen Roma tiyatrosu, yaklaşık 11.000 kişilik kapasitesiyle Likya’nın en büyük tiyatrosudur. İyi korunmuş diğer iki Roma yapısı nymphaion ve hamamdır. Aziz Nikolaos Kilisesi’nin ise muhtemelen Roma Dönemi agorası üzerine inşa edildiği düşünülmektedir.
Myra’daki en etkileyici mimari grup, Hanedanlık Dönemi’ne ait kaya mezarlarıdır. Kentte üç ana nekropol bulunmaktadır:
– Tiyatro batısında yer alan Deniz (Batı) Nekropolü;
– Tiyatronun doğusunda yer alan Güney Nekropolü;
– Akropolisin doğusunda, Myros Çayı’na bakan Nehir (Doğu) Nekropolü.
Toplam 104 kaya mezarı belgelenmiştir ve bunların büyük bölümü MÖ 4. yüzyıla tarihlenmektedir. 23 yazıttan 13’ü Likçe, 10’u Yunancadır. Tipolojik çeşitliliğe rağmen mezarların neredeyse tamamı Likya’ya özgü “ev tipi mezar” geleneğine aittir ve ahşap mimariyi taklit eden kaya cepheleriyle karakterizedir.
Myra Doğu (Nehir) Nekropolü
Resimli Mezar
Myra’nın Nehir Nekropolü’nde yer alan Resimli Mezar, kentin kaya mezarları arasında en ünlüsü olarak kabul edilmektedir. Mezarın hem iç hem de dış yüzeylerinde, insan figürlerinin gerçekçi bir üslupla işlenmiş doğal boyutlu kabartmaları yer almaktadır. Mezar sahibi sivil giysiler içinde betimlenmiş olup, yanında büyük olasılıkla ailesine ait on bir figür bulunmaktadır. Mezarın, Likya mezarlarında yaygın olan savaşçı veya av sahnelerini içermemesi dikkat çekicidir.
Mezar MÖ 360–340 yıllarına tarihlenmektedir. Charles Fellows’un 1840’taki ziyaretinde ressam George Scharf tarafından yapılan renkli çizimler, kabartmaların başlangıçta canlı renklerle boyalı olduğunu göstermektedir; bu renklerin izleri günümüzde de kısmen görülebilmektedir. Alt seviyedeki mezar odası cephesindeki bir sütun üzerinde yer alan ve çıplak bir çocuğu betimleyen kabartma, 19. yüzyılda yerinden sökülerek Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi’ne taşınmıştır.
Aslanlı Mezar
Myra’nın Nehir Nekropolü’nde yer alan Aslanlı Mezar, İyon düzenli tapınak cephesiyle diğer kaya mezarlarından ayrılmaktadır. Adını, üçgen alınlıkta yer alan ve bir aslan ile bir boğanın mücadelesini betimleyen kabartmadan almaktadır.
Girişin üzerinde yer alan friz, mezar sahibi ve ailesini klasik bir cenaze sempozyumu sahnesi içinde göstermektedir; bu motif Likya mezar sanatında yaygındır. Kapının iki yanında, aslan başı kabartmalarıyla süslenmiş yarım sütunlar bulunmaktadır. Bu aslan başlarının yan yüzlerinde, Myra ile ilişkili bitki tanrıçası “Artemis Myrrh” tasvirleri yer almaktadır. Borchhardt mezarı MÖ 4. yüzyılın üçüncü çeyreğine tarihlendirmektedir.
Myra Güney Nekropolü
Myra Batı (Deniz) Nekropolü
Hurttuweti Mezarı
Myra’nın Deniz Nekropolü’nde yer alan Hurttuweti Mezarı, dış yüzeyindeki kaya kabartmalarıyla dikkat çekmektedir. Bu mezarın, hemen altındaki iki mezarla birlikte aynı aileye ait olduğu anlaşılmaktadır. Alt mezarlardan birinde bulunan Likçe yazıt (TL 94), mezarın kurucusunun Hurttuweti olduğunu belirtmektedir.
Tam boyutlu kabartmalarda Hurttuweti, bir kline üzerinde uzanmış şekilde betimlenmiş; yanında ise muhtemelen eşi ve kızı olan iki kadın figürü yer almaktadır. Sahnenin solunda ise dört savaşçı ya da kahraman figürü bulunmaktadır; bunlar Hurttuweti’nin idealize edilmiş kahraman temsili olabilir. Bu durum, onun Myra elitine mensup bir soylu olabileceğini düşündürmektedir. Araştırmacılar mezarın MÖ 4. yüzyıla ait olduğu konusunda hemfikir olmakla birlikte, kesin tarihleme tartışmalıdır. Borchhardt MÖ 4. yüzyılın üçüncü çeyreğini önerirken, Seyer ikinci çeyreği öne sürmektedir.
Kaynaklar:
Borchhardt, J. 1975. Myra – Eine lykische Metropole in antiker und byzantinischer Zeit, 1st Forsch 30, Berlin.
Çevik, N. 2021. Lykia Kitabı: Arkeolojisi, Tarihi ve Kültürüyle Batı Antalya, Türk Tarih Kurumu, Ankara.
Çevik, N. 2016. “The City Breathing Myrrh: Myra,” From Lukka to Lycia: The Land of Sarpedon and St. Nicholas, ed. H. İşkan ve E. Dündar, 224–237, İstanbul.
Fellows, C. 1841. An Account of Discoveries of Lycia: Being a Journal Kept During a Second Excursion in Asia Minor, London.
Fellows, C. 1847. Lycia, Caria, Lydia, illustrated Mr. George Scharf with descriptive letter-press by Sir Charles Fellows, London.
Mayer, L. 1803. Views in the Ottoman Empire, London.
Seyer, M. 2008. “Das Grabmal des Hurttuweti in Myra,” ÖJh 77, 335–362.
Texier, C. 1849. Description de l’Asie Mineure, Vol.3, Paris.
Tıbıkoğlu, H. O. 2021. Myra Kaya Mezarları, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Akdeniz University, Antalya.
Görseller:
L. Mayer, 1803
L. F. Cassas, 1808 (© Victoria and Albert Museum)
C. Fellows, 1841, 1847
C. Texier, 1849
J. Borchhardt, 1975
Reha Özer, 2022
Bora Bilgin, 2022, 2024
Tayfun Bilgin, 2022, 2024
Ertuğrul Anıl, 2024


























































