Limyra, Finike’nin yaklaşık 5 km kuzeyinde, Bey Dağları’nın en güney eteklerinde yer almaktadır. Kentin Likçe adı Zemuri’dir. Bazı araştırmacıların önerdiği gibi bu adın Hitit metinlerinde geçen Zumarri ile ilişkilendirilmesi durumunda, yerleşimin çok daha erken bir kökene sahip olduğu düşünülebilir. Ancak mevcut arkeolojik veriler MÖ 7. yüzyıldan daha eskiye gitmemektedir.
Limyra, MÖ 5. yüzyılda kendi sikkesini basmaya başlamış ve Hanedanlık Dönemi’nde Perikle yönetiminde önem kazanmıştır. MÖ 4. yüzyılın ikinci çeyreğinde Likya şehirleri arasındaki çatışmalar yoğunlaşmış, Limyra Beyi Perikle dönemin en güçlü kenti olan Ksanthos’u ele geçirerek Likya’nın büyük bir kısmı üzerinde hâkimiyet kurmuştur (bknz. Genel Bilgiler). MÖ 4. yüzyıl aynı zamanda Limyra’da kentleşme ve inşa faaliyetlerinde önemli gelişmelere sahne olmuştur. Yaklaşık 500 mezardan oluşan kentin nekropolleri büyük ölçüde bu döneme tarihlenmektedir. Limyra, Likya kentleri arasında en fazla mezara sahip olup, 59 mezarda Likçe yazıt tespit edilmiştir; bu sayı bilinen tüm Likçe yazıtların yaklaşık üçte birine karşılık gelir.
Kenti ilk ziyaret eden araştırmacı 1812 yılında Charles Robert Cockerell olmuştur. Sistematik kazılar ise 1969 yılında Jürgen Borchhardt başkanlığında başlatılmıştır.
Perikle Heroonu
Bu anıtın kalıntıları 1966 yılında Borchhardt tarafından keşfedilmiştir. Limyra akropolisinin güneydeki alt yamacında, kayalık bir teras üzerine inşa edilmiş olup çevreye hâkim geniş bir manzaraya sahiptir. MÖ 4. yüzyılın ortalarına tarihlenen yapının, ünlü Likya Beyi Perikle için inşa edildiği genel olarak kabul edilmektedir.
Anıt, 10.4 × 6.8 m ölçülerinde bir temel üzerine oturan tapınak biçimli bir yapıdır. 3.8 m yüksekliğindeki podiumun içinde bir hyposorion (mezar odası) bulunmaktadır. Sütunlar yerine, kuzey ve güney cephelerde çatıyı taşıyan dörder karyatid kullanılmıştır. Bu yönüyle Atina’daki Erechtheion’u hatırlatmakta olup Likya’da benzersiz bir örnek teşkil etmektedir.
Podium yüzeyleri bezemesizdir; ancak karyatidlerin arkasında yer alan yaklaşık 6 m uzunluğundaki cellanın doğu ve batı duvarları, askeri bir alayı betimleyen kesintisiz bir frizle süslenmiştir. Doğu ve batı cephelerdeki frizler neredeyse birbirinin ayna görüntüsüdür ve sahnelerdeki alaylar kuzeyden güneye doğru ilerlemektedir. Öne çıkan süvari figürlerinin Perikle’yi, Pers kralını ya da her ikisini temsil edip etmediği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.
Kuzey cephedeki merkezi akroterde Perseus’un Medusa’nın başını kesmesi betimlenmiştir; köşe akroterlerinin ise Medusa’nın kız kardeşlerini temsil ettiği düşünülmektedir. Güney cephedeki akroterlerden çok azı korunmuş olmakla birlikte, Borchhardt bunların Bellerophon ile kanatlı atı Pegasus’un Khimaira ya da Amazonlarla mücadelesini tasvir ettiğini ileri sürmektedir. Bu ikonografi aracılığıyla Perikle’nin, hem Likyalı atası Bellerophon’a hem de Perseus üzerinden Pers kökenine atıf yaparak iktidarını meşrulaştırdığı düşünülmektedir. Günümüze ulaşan mimari parçalar Antalya Müzesi’nde sergilenmektedir.
Ptolemaion
Ptolemaion, Likya’nın Ptolemaios Krallığı egemenliği altında bulunduğu Helenistik Dönem’de inşa edilmiş bir kült anıtıdır. Nevzat Çevik tarafından Likya’daki Helenistik sanatın en iyi örneği olarak değerlendirilmektedir. Anıt, 1982 yılında Limyra kazıları sırasında Borchhardt tarafından tespit edilip tanımlanmıştır.
Tiyatro yapısının güneyinde, aşağı kentin merkezi bir noktasında yer almaktadır. Yapı muhtemelen depremler sonucu yıkılmış olup günümüze yalnızca üç basamaklı podiumu ulaşmıştır. Bizans Dönemi’nde bu podiumun üzerine bir sur duvarı inşa edilmiştir. Yapının planı, kazılar sırasında ortaya çıkarılan çok sayıdaki mimari blok sayesinde belirlenmiştir.
Anıt, yaklaşık 15 m kenar uzunluğuna sahip kare planlı bir podium üzerine oturan dairesel bir tapınak şeklindedir. Üç basamaklı bir kaide üzerinde yükselen podium yaklaşık 10 m yüksekliğindedir. Dairesel yapının konik çatısı Dor düzeninde 12 sütun tarafından taşınmaktadır. Podiumda bir mezar odası bulunmamaktadır ve tapınağın içinde bir cella olup olmadığı belirsizdir.
Podiumun arşitravını süsleyen kabartma parçaları ile köşelerde yer alan aslan heykelleri de kazılar sırasında bulunmuştur. Bazı parçalar özgün boya izlerini korumaktadır. Bulunan heykel başlarından biri Ptolemaios III portresi olarak tanımlanmıştır; ancak mimari bezemelerin stil özellikleri yapının Ptolemaios II dönemine ait olduğunu göstermektedir. Bu nedenle anıt MÖ 3. yüzyıla tarihlenmekte ve Ptolemaios hanedanına adanmış bir imparatorluk kült tapınağı olarak yorumlanmaktadır.
Kenotaf
Bu anıt, Roma İmparatoru Augustus’un torunu ve varisi olarak belirlenen Gaius Caesar için inşa edilmiş bir kenotaftır (sembolik boş mezar). Gaius Caesar, Doğu’ya yaptığı diplomatik bir görev dönüşünde 21 Şubat MS 4 tarihinde Limyra’da hayatını kaybetmiştir. Naaşı (muhtemelen külleri) Roma’ya götürülerek Augustus Mozolesi’ne defnedilmiş, bu sembolik mezar ise ölümünün gerçekleştiği Limyra’da inşa edilmiştir.
Günümüzde yapının yalnızca alt kentin batı kesiminde yer alan masif çekirdeği korunmuştur; bu çekirdek, kireçtaşı temel ve kesme taşlardan oluşan bir kaide üzerinde yükselmektedir. 19. yüzyıl gezginleri bu yapıyı bir gözetleme kulesi ya da deniz feneri olarak yorumlamıştır. Borchhardt’ın 1971 yılındaki kazılarında yaklaşık 17 m kenar uzunluğuna sahip kare planlı basamaklı temel ortaya çıkarılmış, ayrıca çevredeki Bizans yapılarının dolgu malzemesi içinde anıta ait başka parçalar bulunmuştur.
Anıtın özgün hâlinde mermer kaplama ile örtülü olduğu ve çevresinde Gaius Caesar’ın yaşamını gerçek boyutlu olarak betimleyen 60 m uzunluğunda bir frizin yer aldığı düşünülmektedir. Yapının piramidal bir çatı ile sonlandığı kabul edilmektedir.
Limyra Nekropolü I
Limyra’nın altı nekropol alanının en batısında yer alan Nekropol I, kente yaklaşık 5 km uzaklıktadır. Limyra’nın kuzeybatısında, Arykandos Vadisi girişinin doğu yamacındaki kayalıklara oyulmuş 9 kaya mezarından oluşmaktadır. Ahşap mimariyi taklit eden Likya ev tipli mezarlar, Likya’nın en güzel ve en iyi korunmuş örnekleri arasında yer almaktadır.
Limyra Nekropolü II
Kentin surlarının batısında yer alan Nekropol II, 250’den fazla kaya mezarı ve lahdi ile Likya’nın en büyük nekropol alanıdır.
Tebursseli Mezarı
Nekropol II’deki en dikkat çekici anıtlardan biri Tebursseli’ye ait kaya mezarıdır. Mezar, bir savaş sahnesini betimleyen kabartma ve Likçe yazıtlar (TL 103 ve TL 104) ile dikkat çeker. Yazıtlara göre Tebursseli, Perikle döneminde yaşamıştır.
Borchhardt, kabartmada sırt sırta vererek düşmanlarıyla savaşan iki merkezi figürü Perikle (sağda, daha büyük betimlenmiş) ve komutanı Tebursseli (solda) olarak tanımlamaktadır. Perikle aynı anda beş düşman askeriyle savaşırken, Tebursseli bir düşman komutanla mücadele etmektedir. Borchhardt, sahnenin yazıtta adı geçen Arttum̃para ile yapılan savaşı betimlediğini ileri sürmektedir. Kompozisyonun sol tarafındaki bir diğer galip figürün ise Limyralı Lysandros olabileceği düşünülmektedir.
Limyra Nekropolleri III, IV, V
III, IV ve V numaralı nekropol alanları, tiyatronun hemen yakınından başlayarak doğuya doğru uzanan dağ yamacı boyunca aralıklarla yer almaktadır. Bunlar arasında en yoğun olanı, 50’den fazla mezar içeren Nekropol V’tir. Bu nekropol alanlarının yanı sıra, kent dışında ancak yakın çevrede konumlanan birkaç kaya mezarı daha bulunmaktadır.
Xntabura Mezarı
Xntabura Mezarı, tiyatronun doğusunda yer alan Nekropol III içinde bulunan Limyra’nın en dikkat çekici anıtlarından biridir. 4 metreden fazla yüksekliği ve zengin ikonografik bezemeleriyle diğer mezarlardan ayrılmaktadır.
Anıt, altında bir hyposorion (mezar odası) bulunan iki katlı bir lahitten oluşmakta ve semerdam formunda bir kapakla örtülmektedir. Hyposorionun üç yüzü kabartmalarla süslenmiştir. Kuzey cephedeki kabartma büyük ölçüde tahrip olmuş olsa da, Likya’daki benzer örneklerde yaygın olan dört atlı araba (quadriga) sahnesini betimlediği düşünülmektedir. Batı cephede, iki yaşlı oturur figür arasında ayakta duran çıplak bir genç tasviri yer almaktadır. Bu gencin yanında bulunan yazıt (TL 125) onun Xntabura olduğunu ve mezarın sahibi olduğunu göstermektedir.
Kaynaklar:
Başgelen, N. (ed.) 2005. Lycian Journal 1892 – Ernst Krickl, Archaeology and Art Publication, İstanbul.
Çevik, N. 2021. Lykia Kitabı: Arkeolojisi, Tarihi ve Kültürüyle Batı Antalya, Türk Tarih Kurumu, Ankara.
Borchhardt, J.,G. Neumann ve K. Schulz. 1969/70. “Ein Totengericht in Lykien – Zum Grabmal des Xñtabura in Limyra,” IstMitt 19/20, 187–222.
Borchhardt, J. 1970. “Das Heroon von Limyra – Grabmal deslykischen Königs Perikles,” AA 85, 353–390.
Borchhardt, J., G. Neumann, K. J. Schulz ve E. Specht. 1988. “Die Felsgraber des Tebursseli und des Pizzi in Nekropole II von Limyra,” JÖAI 58, 73–154.
Borchhardt, J. 1991. “Ein Ptolemaion in Limyra,” RA 2, 309–322.
Borchhdart, J. 1999. Limyra: Zemuri Taşları, Likya Bölgesi’nde Limyra Antik Kenti’nin Gizemli Sularında Yapılan Arkeolojik Araştırmalar, İstanbul.
Borchhardt, J. 2002. Der Fries vom Kenotaph für Gaius Caesar in Limyra, Wien.
Borchhardt, J. ve A. Pekridou-Gorecki. 2012. Limyra. Studien zu Kunst und Epigraphik in den Nekropolen der Antike, Wien.
Cockerell, C. R. 1820. “Letter from Mr. Cockerel,” Travels in Various Countries of the East, ed. R. Walpole, 524–525, London.
Götter, Heroen, Herrscher in Lykien. Katalog zur gleichnamigen Ausstellung auf der Schallaburg von 1990, Wien.
Prochaska, W., M. Seyer ve G. A. Plattner. 2014. “Aphrodisischer Marmor am Kenotaph des Gaius Cäsar in Limyra in Lykien,” JÖAI 83, 223–236
Seyer, M. 2016. “The City of King Pericle: Limyra,” From Lukka to Lycia: The Land of Sarpedon and St. Nicholas, ed. H. İşkan ve E. Dündar, 260–273, İstanbul.
Şare, T. 2013. “The Sculpture of the Heroon of Perikle at Limyra: The making of a Lycian King,” Anatolian Studies 63, 55–74.
Petersen, E. ve F. Von Luschan. 1889. Reisen in Lykien Milyas und Kibyratis. Reisen im Südwestlischen Kleinasien II, Wien.
Görseller:
C. R. Cockerell, 1820
E. Petersen ve F. Von Luschan, 1889
Limyra Excavation Archive
iDAI Arachne ID:1964349
iDAI Arachne ID:191091
J. Borchhardt, 1974, 1999
J. Borchhardt et al., 1988
Götter, Heroen, Herrscher in Lykien, 1990
N. Başgelen, 2005
J. Borchhardt ve A. Pekridou-Gorecki, 2012
W. Prochaska et al., 2014
M. Seyer, 2016
Bora Bilgin, 2022, 2023
Tayfun Bilgin, 2022, 2023
Ertuğrul Anıl, 2023
Reha Özer, 2023


























































































