Letoon, antik Ksanthos kentine yaklaşık 4 km uzaklıkta yer alan bir kutsal alandır. Araştırmalara göre Letoon’un gelişimi Ksanthos kentiyle paralel bir süreç izlemiştir. Burada, bir su kaynağı etrafında kutsal bir alan oluşturulduğu ve Likçe adı Eni Mahanahi olan ana tanrıçaya adandığı düşünülmektedir. Helenistik Dönem’de Eni Mahanahi ile onun iki ilahi çocuğu Ertemi ve Natri, Leto, Artemis ve Apollon ile özdeşleştirilmiştir.
Letoon, erken dönemlerden itibaren bir hac merkezi olarak işlev görmüştür. Helenistik Dönem’de Likya Birliği’nin resmî kült merkezi olması nedeniyle, tüm Likya’nın en önemli kutsal alanı hâline gelmiş ve birliğin kararlarının halka ilan edildiği yer olmuştur. Kutsal alan, adını Likya’nın baş tanrıçası Leto’dan almaktadır. Leto ve onun ikiz çocukları Apollon ile Artemis’i kapsayan üçlü bir kült yapısı gelişmiş ve tüm yerleşim bu üçlü kült etrafında düzenlenmiştir.
Yerleşimin merkezinde yan yana inşa edilmiş üç tapınak bulunmaktadır. Yazıtlar ve arkeolojik bulgulara göre batıdaki tapınak genellikle Leto’ya, doğudaki Apollon’a, ortadaki daha küçük tapınak ise Artemis’e atfedilmektedir. Artemis tapınağının cellasında büyük bir kaya kütlesinin bulunması, burada Arkaik Dönem’e uzanan daha eski bir kaya kültü geleneğinin olabileceğini düşündürmektedir.
Yerleşim, 1841 yılında Ksanthos kalıntılarına ulaşmaya çalışan Richard Hoskyn tarafından keşfedilmiştir. Letoon’daki sistematik kazılar 1962 yılından bu yana sürdürülmektedir ve üç yan yana tapınağın temelleri ortaya çıkarılmıştır. Alandaki çok sayıdaki yazıta dayanarak bu tapınaklar, genellikle MÖ 5. yüzyıl sonlarına, Ksanthos Beyi Arbinas Dönemi’ne tarihlenmektedir. Tapınaklar Bizans Dönemi’nde tahrip edilmiş, Apollon ve Artemis tapınaklarına ait bloklar kilise yapılarında yeniden kullanılmıştır.
Günümüzde yalnızca tapınak temelleri görülebilmektedir; ancak Leto Tapınağı’nın önemli bir bölümü kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Araştırmalar, bu taş tapınakların daha erken dönemlere ait ahşap yapıların yerini aldığını göstermektedir. Helenistik ve Roma dönemlerinde, üç tapınağın önündeki kutsal kaynak üzerine bir çeşme yapısı inşa edilmiştir. Kutsal kaynakta Arkaik Dönem’den Helenistik Dönem’e kadar uzanan terrakotta figürinler bulunmuştur. Bu figürinlerin, Likyalıların Eliyãna adını verdiği peri benzeri tanrısal varlıklara sunulan adaklar olduğu düşünülmektedir.
Kutsal alanın batı ve kuzeyini çevreleyen stoalar MÖ 2. yüzyılda inşa edilmiş, MS 1. yüzyılda ise onarılıp genişletilmiştir. Kuzey stoasının kalıntıları, MÖ 5. veya 4. yüzyıla tarihlenen daha erken yapıları örtmektedir. Geç dönem duvar dolgularından elde edilen bazı heykel parçaları birleştirilerek yeniden düzenlenmiş ve günümüzde Antalya Müzesi’nde sergilenmektedir.
Kuzey stoanın kuzeybatısında yer alan, boğa başı ve çelenklerle bezeli ince işçilikli kireçtaşı bir kaide özellikle dikkat çekmektedir. Yüksek yeraltı su seviyesi nedeniyle yalnızca yaz sonundaki en kurak dönemde görülebilmektedir. Bu kaidenin bir heykel kaidesi olarak işlev görmüş olabileceği ve çevresindeki yapının Augustus Dönemi’nde imparatorluk kültüyle ilişkili olduğu düşünülmektedir.
Letoon’daki en iyi korunmuş yapı, 36 oturma sırasına sahip tiyatrodur ve MÖ 2. yüzyıla tarihlenmektedir. Yazıtlardan Letoon’da bir stadyumun varlığı anlaşılmakla birlikte, yeri henüz tespit edilememiştir.
Letoon Üç Dilli Yazıtı
Letoon Üç Dilli Yazıtı, kutsal alandaki kazılarda bulunan çok sayıdaki yazıt arasında en önemlilerinden biri olarak kabul edilmektedir. 1,35 m yüksekliğindeki stel, 1973 yılında Apollon Tapınağı’nın batısındaki teras duvarının altında bulunmuştur. Stel, iki geniş yüzünde Likçe (N 320) ve Yunanca paralel metinler, dar yüzlerinden birinde ise Aramice bir özet içermektedir. Bu nedenle Letoon Üç Dilli Yazıtı olarak adlandırılmaktadır. Yazıt, Likya’nın Karya Hekatomnid satraplığı egemenliği altında bulunduğu döneme, daha kesin bir tarihle MÖ 337 yılı civarına tarihlenmektedir.
Yazıt, Karya satrabı Pixodaros tarafından yetkilendirilen yeni bir kültün kuruluşunu anlatmaktadır. Likçe ve Yunanca metinler kelime kelime birebir aynı olmasa da içerik benzerliği, büyük ölçüde çözümlenmemiş olan Likçe dilinin okunmasında önemli bir anahtar olmuştur. Stel günümüzde Fethiye Müzesi’nde sergilenmektedir.
Kaynaklar:
Benndorf, O. ve G. Niemann. 1884. Reisen in Lykien und Karien (Reisen im südwestlichen Kleinasien I), Wien.
Bryce, T. R. 1986 The Lycians Vol.1: The Lycians in Literary and Epigraphic Sources, Kopenhagen.
Cavalier, L. ve J. des Courtils. 2017. “Le ‘monument à bucranes’ au Létôon de Xanthos,” Augusta et l’Asie Mineure, ed. L. Cavalier, M. Ferriès ve F. Delrieux, 423–441.
des Courtils, J. 2003. Ksanthos ve Letoon Rehberi, İstanbul.
Çevik, N. 2021. Lykia Kitabı: Arkeolojisi, Tarihi ve Kültürüyle Batı Antalya, Türk Tarih Kurumu, Ankara.
Demargne, P. ve Coupel, P. 1969. Fouilles de Xanthos III: L’Architecture du monument des Néréides, Paris.
Hoskyn, R. 1842. “Survey of the South Coast of Asia Minor,” Journal of the Royal Geographical Society, 143–161.
Laroche, E. 1979. “L’inscription lycienne,” Fouilles de Xanthos VI: La stèle trilingue du Létôon, ed. H. Metzger, Paris, 49–127.
Görseller:
C. Fellows, 1847
O. Benndorf ve G. Niemann, 1884
F. N. Pryce, 1929
P. Demargne ve P. Coupel, 1969
J. des Courtils, 2003
Bora Bilgin, 2022
Tayfun Bilgin, 2022
Reha Özer, 2022

























